29 Aralık 2018 Cumartesi

CEPTESİN !



Ev Telefonu var , çünkü telefon sürekli Evde !
Cep Telefonu var,  ama telefon sürekli Elde !
Artık bu çelişkinin ismini doğru koyalım derim.
Doğrusu şu olacaktır sanırım;
El telefonu var, çünkü telefon sürekli Elde !

Vahşi kapitalizmin tutsaklığında, sürekli Cepte olan tek şey var.
O da "Sen" sin dostum !

Sevgilerimle 
Hüseyin MANDACI

2018 Yılının son günleri

5 Aralık 2018 Çarşamba

AÇILMAMIŞ KANATLAR !



         AÇILMAMIŞ KANATLARIN BÜYÜKLÜĞÜ BİLİNMEZ - ANDRE GİDE


Potansiyeli olması insanın çok önemli tabiki, ancak bu potansiyeli eylemle harekete geçirmezsen  ne anlamı kalır?


Uçmanız için kanatlarınızın  küçük veya büyük olmasının da önemi yok aslında, yeter ki kanatlarınızı açın !


Açılmamış ve çırpılmamış kanat, Kanat değildir ; o halde haydi hemen ve şimdi kanatlan ! 


                  '' Tek Rakibiniz Türk Hava Yolları ! ''


Sevgilerimle.

                                                  Hüseyin MANDACI

                                                 05/12/2018,İstanbul




22 Kasım 2018 Perşembe

AÇLIK OYUNLARI !


Kahvaltı en çok sevdiğimiz öğündür.
"Çeşitlilik arayışı"

Açken köftecinin önünden geçerken burnumuza mis gibi kokular gelir. 
"Zaafiyet teorisi."

Tokken köftecinin önünden geçerken burnumuzu kapatır öyle geçeriz. 
"İzafiyet teorisi."

Açken yemek yer doyarız, sonra yeniden acıkırız. 
Ömür boyu süren bir 
"Dualite."

Yemek yemek doğal bir ihtiyaç ve genlerle nesilden nesile taşınır. "Genetik hafıza."

Yemek bir temel ihtiyaç metabolizmik bir zorunluluk. 
"Olmak yada olmamak."

Modern bir şehirde bile aç kalsak yemek için yapmayacağımız şey yoktur.
"Zorunluluk teorisi."

Papaz herzaman pilav yemez ! 
"Arızilik Teorisi."

Hergün sadece en güzel baklavalardan yerseniz mutlu 
olur musunuz !
"Bıkkınlık Teorisi."

Yarı aç dolaşırsanız hiçbir zaman doymadığınız için hep ve heran yemek istersiniz .
"Devamlılık Teorisi."

Peki dostum  gerçekte; 
Sen Aç mısın? Tok musun?

Hüseyin MANDACI
Kasım'18

İTİRAZIM VAR !



Humanist Kitap Yayıncılık, Türkiye’de ilk defa 19 satış eğitmeni ya da satış profesyonelini bir araya getirerek, aynı konudaki yazılarını tek bir kitap halinde yayınladı.
Satıcıların, satış sırasında en sık karşılaştığı 49 müşteri itirazına verilen yanıtlardan oluşan “İtirazım Var” isimli kitap, zor olan “Satışta itirazı karşılama” sürecine yeni bir soluk getirecek.
Gerek kurumsal olsun, gerekse bireysel olsun, ürünü almaya karar vermiş müşterilerin bile, satıcılara satış sırasında itiraz ettikleri bir gerçektir. Bu itirazların bir çok nedeni vardır. Bazı itirazlar, satıcıların pazarlık gücünü kırarak, fiyat veya başka avantajlar elde etmek için yapılırken, bazıları ise insanların farklı kişilik yapılarından kaynaklanan davranış tarzı olmaktadır.
Satıcıların, müşteri itirazlarına etkin bir şekilde karşılık vermeleri, müşterilerini ürüne ikna etmelerini ve satışı kapatmalarını, yani satışı gerçekleştirmelerini sağlayacaktır.
Ülkemizde satış ve pazarlama konularında, ikili ya da üçlü olarak yazarların bir araya gelerek kitap yazdıklarını sıklıkla görmüşsünüzdür. Bu çalışmada, satış konusunda uzmanların böylesi kolektif bir şekilde bir araya gelmeleri, ülkemizde güzel birlikteliklerin de olabildiğini göstermektedir.
Bir çok sektöre örnek olmasını arzu ettiğimiz bu kitabın sunuşunu ben yazdım, kapanış yazısını ise eğitmen ve yazar dostum Taner Özdeş kaleme aldı.
Bu keyifli kitaba Ümit Anıl, Alp Beyce, Serdar Bilecen, Sezen Çelebi,Devrim Ersöz, Mehmet Gürsoy, Koray İnan, Gökhan Karahan, Ufuk Koç, Dilek Köse Çuhacı, Eser Kurt, Hüseyin Mandacı, Ali Özel, Murat Sağlam, Faruk Şener, İlker Taner Uzun ve Kayhan Yıldırım yazıları ile değer kattılar.
Satış işine yeni başlayanların olduğu kadar, halen satışta görev yapan, ancak kendini bu konuda geliştirmek isteyen satış profesyonellerinin çok yararlanacaklarına inanıyorum.
Bu değerli fikri ortaya atan ve hayata geçiren sevgili dostum Menekşe Polatcan Serbest’e de teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Yorum için : Teşekkürler Sevgili Hakan OKAY.

5 Mart 2017 Pazar

BULUNMAZ HİNT KUMAŞI !


Felsefe her zaman derinde ve ayrıntıda gizlidir.

Eskilerin tabiri ile ’’ Bulunmaz Hint Kumaşıdır’’ felsefe. İnsana göre kumaş şekil alır.
Kumaşa şekil veren İnsanın kendisidir aslında.

İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur.

Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir

Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.

Madde içinde bulunduğu kabın şeklini alır, İnsan da bir maddedir,  !
Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI
05/03/2017


22 Eylül 2016 Perşembe

BİTEN ŞEY !


Arada bir Blog yazılarımın tanıtımını yapıyorum okuyuculara.
Arada içlerinden takılanlar oluyor, 
Hocam bırakın masal anlatmayı diyenler oluyor.
Gülüşüp geçiyoruz, enerjimiz yükseliyor çünkü amaç bu aslında,
içimizdeki güzel yüreği beslemek...


O zaman bu gün masal anlatalım , bu güzel amaca hizmet etmek için;

’’Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır.
Büyücünün biri; fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür.
Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar.
Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürür.

Ve der ki;

Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
Sende sadece bir farenin yüreği var.
O yüzden ben sana yardım edemem.

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor:

'' İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, yaşının kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için...''

İçinizdeki Yürektir işte   BİTEN ŞEY !

Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI

Eylül’16

13 Eylül 2016 Salı

CEVİZ KIRMAK























Alarko Holdingin vazgeçilmezi ama kendisine göre Lüzumsuz Adamı,

İshak Alaton'un üniversitelerde yaptığı söyleşilerde kendisine en çok para hakkında soru sorulur.Herhalde iş adamı olduğu için.

Şöyle yanıt verir;
Ben, “paranın iki kişiliği vardır” derim.

Birincisi;
para bir değiş tokuş aracıdır.
Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.

İkincisi ile
gelecek korkusunu yenersiniz.

“Yaşlılığımda çaresiz,
muhtaç, perişan kalmam, çünkü kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz.

Ama para ötesi, yani 
para-üstü bir konu daha vardır. Bunu parayla satın alamazsınız.

Bunun adı 
zevk ve keyiftir.

Zevk almak, keyif duymak, ancak KÜLTÜR ile mümkündür.

Resimden zevk almak için sergiler bedava,müzik, kaset ve diskler üç otuz para.

Ayrıca konserler de pahalı değil. 
Tiyatrolar hamburger fiyatına.
Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir.

Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız, kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.

Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz?

Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?

Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır.

Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.

Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..

İster genç olun, ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız demektir.

Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır.

Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kâğıdı sormuyor.

Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmektir.
Fidanları dikmeye başladım bile.

Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup, ceviz verirmiş. 
Şimdi 76 yaşındayım. 
Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım.
Bu kez kendi cevizlerimi der.

Sözün özü, sizin anlayacağınız, Kafayı Kırmadan, henüz vaktiniz varken ;
CEVİZ KIRIN !

Sevgilerimle,

Hüseyin MANDACI
12 Eylül'2016