5 Mart 2017 Pazar

BULUNMAZ HİNT KUMAŞI !


Felsefe her zaman derinde ve ayrıntıda gizlidir.

Eskilerin tabiri ile ’’ Bulunmaz Hint Kumaşıdır’’ felsefe. İnsana göre kumaş şekil alır.
Kumaşa şekil veren İnsanın kendisidir aslında.

İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur.

Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir

Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.

Madde içinde bulunduğu kabın şeklini alır, İnsan da bir maddedir,  !
Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI
05/03/2017


22 Eylül 2016 Perşembe

BİTEN ŞEY !


Arada bir Blog yazılarımın tanıtımını yapıyorum okuyuculara.
Arada içlerinden takılanlar oluyor, 
Hocam bırakın masal anlatmayı diyenler oluyor.
Gülüşüp geçiyoruz, enerjimiz yükseliyor çünkü amaç bu aslında,
içimizdeki güzel yüreği beslemek...


O zaman bu gün masal anlatalım , bu güzel amaca hizmet etmek için;

’’Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır.
Büyücünün biri; fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür.
Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar.
Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürür.

Ve der ki;

Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
Sende sadece bir farenin yüreği var.
O yüzden ben sana yardım edemem.

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor:

'' İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, yaşının kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için...''

İçinizdeki Yürektir işte   BİTEN ŞEY !

Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI

Eylül’16

13 Eylül 2016 Salı

CEVİZ KIRMAK























Alarko Holdingin vazgeçilmezi ama kendisine göre Lüzumsuz Adamı,

İshak Alaton'un üniversitelerde yaptığı söyleşilerde kendisine en çok para hakkında soru sorulur.Herhalde iş adamı olduğu için.

Şöyle yanıt verir;
Ben, “paranın iki kişiliği vardır” derim.

Birincisi;
para bir değiş tokuş aracıdır.
Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.

İkincisi ile
gelecek korkusunu yenersiniz.

“Yaşlılığımda çaresiz,
muhtaç, perişan kalmam, çünkü kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz.

Ama para ötesi, yani 
para-üstü bir konu daha vardır. Bunu parayla satın alamazsınız.

Bunun adı 
zevk ve keyiftir.

Zevk almak, keyif duymak, ancak KÜLTÜR ile mümkündür.

Resimden zevk almak için sergiler bedava,müzik, kaset ve diskler üç otuz para.

Ayrıca konserler de pahalı değil. 
Tiyatrolar hamburger fiyatına.
Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir.

Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız, kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.

Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz?

Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?

Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır.

Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.

Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..

İster genç olun, ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız demektir.

Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır.

Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kâğıdı sormuyor.

Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmektir.
Fidanları dikmeye başladım bile.

Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup, ceviz verirmiş. 
Şimdi 76 yaşındayım. 
Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım.
Bu kez kendi cevizlerimi der.

Sözün özü, sizin anlayacağınız, Kafayı Kırmadan, henüz vaktiniz varken ;
CEVİZ KIRIN !

Sevgilerimle,

Hüseyin MANDACI
12 Eylül'2016




20 Eylül 2015 Pazar

ASKIDA FELSEFE !



Elbise askısının mucidi kimdir ve felsefesi nedir diye düşünürken aklımdan onlarca düşünce geçiyor.
Soruyorum google amcaya , google belki de teyze ama; ne yapalım içimden amca demek geçiyor.

Askı denilen eşyanın keşfi şöyle.
ABD'li işadamı olan Albert Parkhouse, 1904 yılında bir kış günü işe geç geldiğinde 
tüm askılıkların dolu olduğunu farketti.
Eline geçen bir parça teli bükerek, paltosunu buna astı. 
Böylelikle kıyafet askısı bugünden sonra gelişmeye ve son şeklini almaya başladı. 

Hayatı kolaylaştıran bu eşyanın mutlaka yaşama dair bir felsefesi olmalı diye düşündüm hep.
Askı kelimesi hep aklımda dolaşıyorum son günlerde.

Suadiye'de oturduğum için Bağdat Caddesi yakın uğrak yerim.
Cadde üstü, sağlı sollu dünyanın en markalı giysilerin satıldığı mağazalarla dolu.
Caddenin tiki kızları ise kollarında koca koca alışveriş çantalarıyla arzı endam ediyorlar 
bir aşağııı bir yukarı.

Askının demek ki zengin kızların hayatlarına dair bir felsefesi var diyordum. 
Değilmi ki en çok askıyı onlar kullanıyor .Hayatlarına anlam katıyor ,mutlu oluyorlar.

Derken , pazar sabahı kahvaltısı için sıcak ekmek almaya gittiğim fırındayım ve
 kulağımda patlıyor bir anda fırıncı Tuncer'in sesinde gerçek felsefe ;

'' Askıda ekmek ! ''

Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI
Eylül'15


15 Nisan 2015 Çarşamba

VAZGEÇİLMEZLER !


Sanırım her insan kendini iş veya özel yaşamında vazgeçilmez sanıyordur.
Buna hadi gelin hepbirlikte gülelim ve bu  ölümcül yanılgının sonunu getirelim.

Yıllardır iş yaşamında çalışan veya farketmez, çok yeni işe başlayan beyaz yaka kardeşim 
size söylüyorum aslında !

Ama öyle direkt söylemeyeceğim dümdüz !
Bakın nasıl ?

'' Bir gün bir doktora gerginlik ve tedirginlikten şikayetçi olan bir  hasta gelmiş. Yapması gereken çok işinin bulunduğunu; fakat kendisinin rahatsız, işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söylemiş.

Doktor; Bu işleri başka biri yapamaz mı? Ya da bir başkası size yardımcı olamaz mı? diye sormuş.

Adam, - Onları yalnız ben yapabilirim; bütün işler bana bakıyor ! diye cevap vermiş.

Doktor, Sana bir reçete vereceğim. Bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor diyerek, yazıp eline vermiş.

Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış. Reçetede, her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin yazıyormuş.

Hasta adam;

- Yürüyüşü anladık ama; neden mezarlık? diye sormuş.

Doktor, 
Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de onlar gibi ölüp mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkan olmadığını zannettiğin işlerin, başkaları tarafından da yapılmaya devam ettiğini göreceksin, demiş.


les cimetières sont remplis de gens indispensables- Fransız Komutan Charles De Gaulle.

Mezarlıklar vazgeçilmez insanlar ile doludur !
.
Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI
Nisan'15

15 Şubat 2015 Pazar

DÖNME DOLAP !


Kim derdi ki;  George Washington Gale Ferris, Jr., tarafından 1893 yılında Şikago'daki Dünya Kolomb Fuarı'nın bir simgesi olarak tasarlananan şeye artık dönme dolap denileceğini.

''Yaşamak oyun değil arkadaş onunda inişleri çıkışları var.
Dost bildiklerin tükenmez arkadaş, sevgi insanların hamurunda var.
Talihlidir hep çıkanlar, gerçek dost inenlerin yanında var.'' 

diye fısıldar şair kulağımıza.

Yuvarlak ve kendi ekseninde ,içindeki insanlarla birlikte inişlerle çıkışlarla dönüp durur.
İstesek bile  bir türlü geriye doğru çeviremediğimiz,hep ileriye doğru döner.
Memnun olsak ta , memnun olmasak ta dönmeye devam eder.
Bazılarımız için sevinçli, eğlenceli , heyecanlı bazılarımız içinse korkulu, hüzünlü ve kederli.

Hayatın ta kendisi belki de .

İstesek te istemesek te yaşarız bu hayatı mecburen,
 dönmeye devam eder dünya sanki büyük bir ;
Dönme dolap !

Sevgilerimle.

Hüseyin MANDACI




28 Aralık 2014 Pazar

YÜZÜN NEREYE DÖNÜK ?

 

Hayalden çok hatıralara sahip uluslar da önlerine değil geriye bakarlar. Saygınlık, onur ve hüsn-ü kabulü şimdide aramazlar, geçmişi ağızlarına sakız ederler. Üstelik bu genelde gerçek bir geçmiş değil, hayallerinde süslenmiş bir geçmiştir. Gelecekle ilgili hayal kurup ona göre davranmak varken bütün enerjilerini geçmişi süslemeye harcarlar.

Dünya Düzdür / Thomas Friedman
Biz İnsanlar, Bireyler içinde aynı şeyler geçerli değil mi?
Hatıralarınız hayallerinizden fazlaysa
sonunuz yakındır !
Sevgilerimle.
Hüseyin MANDACI
2014 Son Günleri